.: FAALİYETLER :.

.: PC LABORATUARI
.: YARDIMLARIMIZ
.: TEMSILI ASKERLIK
.: TEKSTIL ATÖLYEMIZ
.: ÜRÜNLERIMIZ
.: SEHIR DÜZENLEMESI
.: LİNKLER :.
Marka Grup İnt. Hizm.
Milli Eğitim
GSM IMEI Sorgulama
.: DUYURULAR :.
TEMSİLİ ASKERLİK  14 Mayıs 2008 çarşamba günü Karadeniz Bölge Komutanlığı'nda 15 engelli üyemiz bir gün temsili askerlik yaparak vatani görevi yapmanın ourunu yaşayacaklardır.

BEGINNER İNGİLİZCE KURSU  7 mayıs 2008 çarşamba günü dernek binamızda hafta içi hergün saat 18:00 ile 20:20 arasında iki buçuk ay süreli beginner ingilizce kursu düzenlenmektedir.Sivil ve üyelerimizden oluşan 22 kişilik karma öğrenci sınıfı oluşturulmuştur.Kurs bitiminde başarılı olan öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verilecektir.

Telekom'un Santral Değişikliği  Dernek merkezimizde Telekom'un santral değişikliği nedeniyle telefon ve faks numaralarımız aşağidaki gibi değiştirilmiştir. Tel : +90 372 315 11 00 fax : +90 372 315 11 01

9. Dönem Bilgisayar Operatörlüğü ve Bilgisayarlı Muhasabe Kursu  11/02/2008 tarihinde derneğimizin bilgisayar laboratuarında işkur bünyesinde bilgisayar opaeratörlüğü ve bilgisayarlı muhasebe kursu düzenlenecektir.Kursun süresi 6 aydır.İşkur bünyesinde düzenlenen kursa katılan öğrencilere günlük 14.25 ytl ücret ödenecektir.kurs bitiminde işkur tarafından sertifika verilecektir.

  İkinci dönem akşam 18.00–20.00 saatleri arasında İngilizce dil kursları başlamıştır.

  Derneğimizde Yedinci dönem bilgisayar operatörlüğü kursu başlamıştır.

Atölyemiz Faaliyetlerine Devam Ediyor  Bölgemizdeki çimento, boru profil, konserve fabrikaları, gemi tersaneleri, hastane kıyafetleri ve okul kıyafetleri atölyemizde dikilmeye devam ediyor.

Engellilerden Sağlık Hizmeti  Kdz.Ereğli Fiziksel Engelliler Derneği tarafından Ereğli Devlet Hastanesi’ne yaptırılan özel odanın açılışı bugün yapıldı. 8 bin YTL’ye mâl olan ve tüm giderleri dernek tarafından karşılanan ,birçok fonksiyonu bulunan özel yatak, televizyon,buzdolabı ve eşya dolabının da içinde bulunduğu odanın açılışını İlçe Kaymakam Vekili Osman Ekşi, Karadeniz. Bölge Komutanı Tuğamiral İbrahim Akın, Belediye Başkanı Halil Posbıyık birlikte yaptı. Dernek Başkanı İsmail Şentürk ve Hastane Başhekimi Dr. Muharrem Erdem’in de katıldığı açılışta konuşan Şentürk :"Çeşitli özürlü gruplarına mensup 650 üyemiz mevcut. Biz üyelerimizin daha iyi şartlarda yaşam sürmeleri için çabalıyoruz. Açtığımız bu oda öncelikle özürlülerimiz içindir. Ancak hastanede özürlü bir vatandaşımızın olmaması durumunda diğer fertler tarafından da oda kullanılabilecektir."dedi. İlçe Kaymakam Vekili Osman Ekşi, derneği bu faydalı hizmetinden dolayı kutlarken, Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral İbrahim Akın da yaptığı konuşmada : "Sizleri takdir ile karşılıyorum. Umuyorum ki bu yaklaşımınız diğer derneklere örnek olur."dedi. Derneğin hizmetlerinden mutluluk duyduğunu ifade eden Belediye Başkanı Halil Posbıyık, başta Şentürk olmak üzere tüm dernek yönetimini kutlayarak, Ereğli’de engellilerin daha rahat bir yaşam sürmeleri için çalıştıklarını belirterek :"Bir eksiğimiz varsa uyarılmamız yeterli."dedi. Hastane Başhekimi Dr. Muharrem Erdem’de hastane bünyesine kazandırılan oda için dernek yönetimine teşekkür etti.

Fiziksel Engellilerden Eğitim Hizmeti  Ereğli’de Fiziksel Engelliler Derneği, Pestilci İlköğretim Okulu’na, zihinsel engelliler için özel sınıf yaptırdı. 5 bin YTL’ye mal olan sınıfın açılışını, İlçe Kaymakam Vekili Osman Ekşi, Milli Eğitim Müdür Vekili Turan Akpınar ile Dernek Başkanı İsmail Şentürk yaptı. İlçe Kaymakam Vekili Osman Ekşi, sosyal yaşamın herkes için yaşanabilir hale getirilmesinin önemine vurgu yaptı. İnsanların bazen doğuştan bazen de sonradan engelli olabileceğini ifade eden Ekşi, şöyle dedi: "Ülkemizde bazen aileler, özürlü çocuklarını sosyal yaşamın içerisine sokmuyorlar. Bundan kesinlikle vazgeçilmeli. Çocuklarımız engelli olsa da, onları sosyal yaşamın içerisinde tutalım. Meslek edinsinler, hayata tutunsunlar." Ekşi, engelli çocuğa sahip ailelere her zaman yardımcı olmaya hazır olduklarının altını çizdi. İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Turan Akpınar ise bu sene 3 ilköğretim okulunda, engelliler için özel sınıf yaptırıldığını ve 24 kişinin eğitim gördüğünü anlattı. Akpınar, ilçede, ilk kez bu sene engelliler için özel sınıf yaptırıldığını, ihtiyaç doğrultusunda yaptırmaya da devam edeceklerinin altını çizdi. Dernek Başkanı İsmail Şentürk de, Türkiye’de engellilerin eğitim ve sağlıktan düşük oranda faydalandığını söyledi. Şentürk, eğitim seviyesini yükseltmek için yardımlarının her zaman süreceğini ifade etti. İlçe Kaymakam Vekili Osman Ekşi, özel sınıfın açılışında kurdeleyi, okulda zihinsel engelli öğrencisi olan bir veliye kestirdi. Ekşi, açılıştan sonra okulda öğrenim gören zihinsel engelli öğrenciler ile bir süre sohbet etti.

.: Özürlüler Kanunu
.: Engelli Ailelerine
.: Engelliler
.: Engelli ve İstihdam
.: Engelli ve Eğitim
.: Engelli ve Din
.: Engelli Kimlik Kartı
.: Engelli Mimarisi
.: İthal Araç Getirtme
.: Tedavi Merkezleri
.: Teşekkürler
.: Sağlıklı İnsanlara
E-Devlet Hizmetleri
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
SSK Hizmet Dökümü
İnternet Vergi Dairesi
Motorlu Taşıtlar Vergisi
Telefon Rehberi



 

BEDENSEL ENGELLiLER iÇiN ÖNERİLER

1. Bedensel engelliler için yatırım yapacak sanayi kuruluşlarına, KOBİ'leri destekleme kapsamında ya da KOSGEB aracılığıyla kredi olanağı sağlanmalı.

2. İthal aparatlar kadar kaliteli ve kullanışlı aparat üretilmeli,

3. Devlet, kör amacı gütmeyen, üretici, yan-resmi bir kurumun oluşturulmasına önayak olmalı. Örne­ğin; mevcut kurumlardan birinin bünyesinde varolan atölyelerin gelişmesi sağlanabilir.

4. Ülke koşullarına ve insan boyutlarına uygun tekerlekli sandalye (çocuk ve büyük antropometrik ya­pılarına uyacak boyutlarda) tasarlanıp üretilmesi gereklidir. Türkiye'de bu yöndeki üretim talep üze­rine yapılmaktadır ve çok sınırlıdır.

5. Bu konuda deneyimli ülkelerin ürünleri ve yaklaşımları örnek alınabilir, Örneğin; Almanya, ABD ve İspanya gibi ülkelerdeki kurum ve yasalardan öğrenecek çok şey var.

6. Bedensel engellilerin yaş gruplarına göre tespiti yapılmalıdır,

7. Engelli çocuklar için özel eğitim kurumlan açılmalı ve hayatlarını rahat yaşayacaktan biçimde eği­tilmeleri sağlanmalıdır.

8. Engellilere uygun kent içi ulaşım araçlarının sayısı ve kalitesi yok denecek kadar sınırlıdır. Avrupa ve ABD'deki birçok kentte -örneğin, New York, Washington ve Münih'te- seyreden otobüs ve tramvay­lara engellinin kendi kendine binmesini sağlayan kapı ve mekanizmalar konması yasayla standart-

9. İlgili olduğumuz bedensel engelliler konusunda endüstri ürünleri tasarımı bölümlerinde - örneğin, İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü- Tıp Fakülteleri ile işbirliği halinde, bedensel engelliler için bireysel ya da kurumsal düzeyde proje çalışmaları ve eğitim yapılmakladır. Bu tür projelerin yaşama ge­çirilmesi için kurumların üniversitelerle temasa geçmeleri gereklidir.

Ülkemizde bedensel özürlülere yönelik yasal düzenlemeler çok eksiktir. Bu yönde gerek mekânsal çev­reyle ilgili, gerekse kullanım araçları konusunda bazı yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır,

l. Bedensel engellilere yönelik beceri geliştirme ve eğitim ortamları hazırlanmalı, Bu konuda devletin desteği ile bazı üniversiteler içinde bilgisayar vb. özel kurslar ya da ön lisans programlan düzenlene­bilir.

2. Engellilerin normal yaşama katılımını sağlayacak, eksikliklerim giderecek her türlü ofis ve iş görmeyle ilgili mesleki aracın tasarım ve üretimi mümkündür.

3. Bedensel engelliler sağlam insanlarla biramda yaşatacak önlemlerin yasal olarak alınması gereklidir. Bu da yaşadıkları ve barındıkları ev ve büro ortamlarında engelsiz bir çevrenin oluşturulmasıyla

• Banyo mekânlarının engelsiz olarak oluşturulması,

• Giriş ve çıkış rampaları ile ayrıntıların belirlenmesi,

• Mutfaklarda evye altları ve lavabo altlarına kolayca ulaşılabilmesi,

' Kapı ve pencereler için uygun kulp ve mekanizmalann sağlanması,

• Engellilere uygun küvet, lavabo, tuvalet ve oturmaya yardımcı aksam üretilmesi,

• Tekerlekli sandalyeye elverişli kapı ve geçitlerin yapılması,

• Konut, Ofis, üniversite, işyeri için özel tasarlanmış kadın erkek tuvaletlerinin ülke bina standartlarına konması,

• Telefon ahize ve kabinleri ile bina girişi, mutfak ve tiyatro gibi trafiği yoğun alanlarda özel rampa­lar ve asansörler engellilere göre de boyutlandırılmalı..

' Not: Bayazit, Nigan; Şatır, Seçil; Sürmen, Şükrü; "Bedensel ve Görme Özürlüler için Endüstri Urunu Tasarımının Önemi ve Sağlanması Konularının irdelenmesi" Özürlüler Şurası Komisyonları'na gön­derilen bildiri, Ankara 1999

Art+Decor Dergisinden Alınmıştır

ENGELLİLER BEYANNAMESİ

   Genel Kurul,Üye Devletlerin, Birleşmiş Milletler Şart'ına göre, daha yüksek bir yaşam standardı, tam istihdam ve ekonomik ve toplumsal kalkınma ve gelişme şartları sağlamak için Birleşmiş Milletler Teşkilatı ile işbirliği içinde birlikte veya tek başlarına faaliyette bulunma taahhüdünde bulunduklarını akılda tutarak, Birleşmiş Milletler Şartı'nda ilan edilen insan haklarına ve temel özgürlüklere ve barış, insanlık onuru ve insanın değeri ile sosyal adalet prensiplerine olan inancını yeniden teyit ederek,

   İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin, İnsan Haklarına dair Uluslararası Sözleşmeleri'nin, Çocuk Haklarına dair Bildiri'nin ve Zihinsel Geriliği bulunan Kişilerin Haklarına dair Bildiri'nin prensipleri ile birlikte, Uluslararası Çalışma Teşkilatı'nın, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın, Dünya Sağlık Teşkilatı'nın, Birleşmiş Milletler Çocuk Vakfı'nın ve ilgili diğer örgütlerin kurucu belgelerinde, sözleşmelerinde, tavsiye kararlarında ve diğer kararlarında toplumsal gelişme için daha önce getirdikleri standartları hatırlayarak,

   Ekonomik ve Sosyal Konseyin özgürlülüğün önlenmesi ve özürlü kişilerin rehabilitasyonu hakkında 6 Mayıs 1975 tarihli ve 1921 (LVIII) sayılı kararını hatırlayarak,

   Sosyal Kalkınma ve Gelişmeye dair Bildiri'nin, fiziksel ve zihinsel bakımından dezavantajlı durumda bulunan kimselerin haklarının korunması ve iyiliklerinin ve rehabilitasyonlarının güvence altına alınması gereğini ilan ettiğini vurgulayarak,

   Fiziksel ve zihinsel özürlülüğe karşı korunma ve özürlü kişilerin hemen her faaliyet alanında yeteneklerini geliştirme ve normal yaşamla mümkün olduğu kadar bütünleşmelerini sağlama gereğini akılda tutarak,

   Gelişmelerinin ilk aşamalarında olan bazı ülkelerin, bu hedef için sadece sınırlı bir çaba gösterebileceklerinin farkında olarak,

   Bu Özürlü Kişilerin Haklarına dair Bildiri'yi ilan eder ve aşağıdaki hakların korunması için ortak bir temel ve çerçeve olarak kullanılmasını sağlamak üzere ulusal ve uluslararası alanda faaliyette bulunmaya çağırır:

1. “Özürlü kişi” terimi, fiziksel veya zihinsel yeteneklerinde doğuştan veya sonradan meydana gelen yoksunlukların sonucu olarak, kısmen veya tamamen, kendi başına normal bireysel ve/veya sosyal yaşam yaşayamayan kişileri ifade eder.

2. Özürlü kişiler bu Bildiri'de belirtilen bütün haklara sahiptir. Bu haklar, her ne olursa olsun hiç bir istisnaya ve ayrıma veya ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir fikir, ulusal veya sosyal köken, sağlık durumu, doğum veya özürlü kişinin kendisi veya ailesi ile ilgili her hangi bir durum nedeniyle hiç bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın, bütün özürlü kişilere tanınır.

3. Özürlü kişiler, doğuştan sahip oldukları insanlık onurlarına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Engellerinin veya özürlerinin sebebi, niteliği ve ağırlığı ne olursa olsun bütün özürlü kişiler, aynı yaştaki vatandaşlar ile aynı temel haklara sahiptir; bu hakların

başında ve hepsinden önce, mümkün olduğu kadar normal ve tam bir insan gibi nezih bir hayat yaşama hakkı gelir. 4. Özürlü kişiler diğer insanlarla aynı kişisel ve siyasal haklara sahiptir; Zihinsel Geriliği bulunan Kişilerin Haklarına dair Bildiri'nin yedinci maddesi, zihinsel özürlü kişilerin haklarının kısıtlanması ve kaldırılması ihtimalinde de uygulanır.

5. Özürlü kişiler, mümkün olduğu kadar kendilerini yeter hale getirecek tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir.

6. Özürlü kişiler protez ve ortopedik araçlar da dahil, kabiliyetlerini ve maharetlerini en üst düzeye çıkaracak ve kendilerinin toplumla bütünleşme ve kaynaşma sürecini hızlandıracak olan tıbbi ve sosyal rehabilitasyon, eğitim, mesleki öğrenim ve rehabilitasyon, yardım, danışmalık, barınma hizmetleri ile diğer hizmetler gibi tıbbi, psikolojik ve işlevsellik muamelesi görme hakkına sahiptir.

7. Özürlü kişiler, ekonomik ve sosyal güvenlik ile yaşamalarını nezih bir düzeyde sürdürme hakkına sahiptir. Özürlü kişiler, kabiliyetleri ölçüsünde çalışma veya yararlı, üretici ve kazanç sağlayıcı bir meslek icra etme ve sendikalara katılma hakkına sahiptir.

8. Özürlü kişiler ekonomik ve sosyal planlamanın her aşamasında özel ihtiyaçlarının dikkate alınmasını isteme hakkına sahiptir.

9. Özürlü kişiler kendi aileleri veya bakıcı aileler ile birlikte yaşamak ve her türlü sosyal, yaratıcı veya eğlendirici faaliyetlere katılmak hakkına sahiptir. Hiç bir özürlü kişi, içinde bulunduğu durumun veya şahsi durumundaki gelişmesinin gerektirdiği muameleler dışında, ikameti ile ilgili olarak farklı bir muameleye tabi tutulamaz. Özürlü bir kişinin özel bir kurumda kalması kaçınılmaz ise, buradaki yaşama şartları ve çevresi, kendisinin yaşındaki normal bir kişinin yaşama şartlarına mümkün olduğu kadar yakın olur.

10. Özürlü kişiler bütün istismarlara, ayrımcı, kötüye kullanıcı veya onur kırıcı nitelikteki bütün düzenlemelere ve muamelelere karşı korunur.

11. Özürlü kişilerin şahsiyetlerinin ve mallarının korunması için nitelikli hukuki yardıma duydukları ihtiyaç kaçınılmaz ise, kendilerine bu tür bir hukuki yardım verilir. Özürlü kişiler hakkında bir dava açılmış olması halinde uygulanacak olan usul, kendilerinin fiziksel ve zihinsel şartlarını tam olarak dikkate alır.

12. Özürlü kişilerin haklarını ilgilendiren bütün konularda, özürlü kişilerin örgütleri ile yararlı olacak biçimde istişare edilir.

13. Özürlü kişiler, onların aileleri ve yaşadıkları çevre, bu Bildiri'de yer alan haklardan her türlü uygun vasıta ile bilgilendirilir.

 

GÖRME ÖZÜRLÜ OLMAK ÖNEMLİ BİR SORUN MUDUR ?

   Görme özürlü bir kişinin yaşadığı en önemli sorun, sadece gözlerinin görmemesi değil, toplumun görme özürlülerle ilgili yanlış anlayış ve ön yargılarıdır; kendisine sağlanan olanakların yetersizliği ve diğer insanlarla arasındaki fırsat eşitsizliğidir. Eğer görme özürlülere yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği, ve yeterli olanaklar sağlanırsa, özürlü olmak o insanlar için basit bir fiziksel sorun düzeyine inecektir.              

Bugün ülkemizde görme özürlülerin ulaşmak istediği başlıca hedef: herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmak, toplumla kaynaşmak ve günlük yaşamlarını sürdürürken bağımsız ve özgür olabilecekleri koşullara sahip olmaktır. Görme özürlü bir kişinin, karşılaştığı her başarısızlık için körlüğünü bir mazeret olarak göstermesi ne kadar yanlışsa, toplumun da her başarının sağlanması için görmenin gerekli olduğunu ileri sürmesi o kadar yanlıştır. Her iki anlayışında pratik sonucu olumsuzdur. İnsanla toplum arasında sürekli bir etkileşim vardır. Bu nedenle görme özürlü kişilerin değerlendirmeleri toplumu, toplumun değerlendirmeleri ise görme özürlüleri etkiler.

GÖRME ÖZÜRLÜLER NASIL OKUYUP YAZMAKTADIRLAR ?

Görme özürlülerin okuyup yazmak için kullandıkları, noktalardan oluşan kabartma bir yazı sistemi bulunmaktadır . Bu yazı sistemi, 1825'de Luis Braille adlı bir kişi tarafından bulunmuştur. 1809'da Fransa'da doğan ve küçük yaşta gözlerini kaybeden Luis Braillle tarafından 1825 de icat edilmiş olan bu yazı resim kartonuna benzer kağıtlar üzerine kabartılmış noktalardan oluşturmak yazı, görme özürlüler tarafından parmak uçlarıyla okunmaktadır.

Altı nokta sisteminden oluşan bu yazıya "Breyl yazı" denilmektedir. Breyl yazı, normal yazı gibi tükenmez yada kurşun kalem kullanılarak yazılamaz. Çünkü kabartma noktaların belli aralıklarla düzenli bir şekilde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazı yazmak için tablet veya daktilo adı verilen özel yapılmış araçlar kullanılmaktadır. Tablete takılan kağıt, ucu sivri özel bir kalem aracılığıyla kabartılmaktadır.

GÖRME ÖZÜRLÜ KİMDİR - KİM DEĞİLDİR ?

Görme Özürlü kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir. O, diğer insanlardan çok farklı, olağanüstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevi bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme özürlüler arasında da başarılı olan, başarısız olan, yetenekli olan, yeteneksiz olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Yani görme özürlü de herkes gibi bir insandır. Farklı yazı sistemini kullanarak o da aynı kitapları okur. Farklı metotlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimleri alır. Diğer insanlarla aynı okulları, aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Kısacası görme özürlü olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir.

GÖRME ÖZÜRLÜLERE KARŞI NASIL DAVRANMALIYIZ ?

Bir görme özürlüye yardımcı olmak istiyorsanız aşağıdaki bilgileri edinmeli ve onlara uygun olarak hareket etmelisiniz.

* Yürürken siz onun koluna değil, o sizin kolunuza girmelidir. Zira kaldırım kenarı veya merdiveni anlaması için yarım adım gerinizden gelmelidir. Merdiven inerken eğer varsa tırabzandan yararlanmak isteyebilir. Kaldırım iniş ve çıkışlarında sürekli sözlü uyarılara gerek yoktur. O sizi yarım adım geriden izlediği için biraz yavaşlamanız yeterlidir.
* Ona ismiyle hitap ediniz. Aksi halde kiminle konuştuğunuzu anlamayabilir. Konuşurken görmek veya kör gibi kelimeleri kullanmaktan çekinmeyin ve yanından ayrılacağınız zaman sözlü olarak bildiriniz.
* Eğer size yol veya yön sorarsa sözcüklerle kesin ve anlaşılır biçimde izah edeniz. El ile işaret etmenin veya göze hitap eden işaretler kullanmanın yararı yoktur. Görme özürlü birini uzaktan bağırarak yönlendirmeniz hem rencide edici hem de tehlike yaratıcı olabilir. Olanağınız varsa yardım etmek için yanına gidiniz. Duraklarda hangi otobüsün geldiğini öğrenmek isteyip istemediğini sorabilirsiniz. Sizin otobüsünüz daha önce gelirse ayrılacağınızı mutlaka belirtiniz. Yardıma ihtiyacı olmayan bir görme özürlüye yardımcı olmaya kalkışmanız sadece size zaman kaybettirir. kapıları yarı açık bırakmayınız. Onunla daha önce tanımadığı bir odaya girerseniz onu odanın ortasında yalnız bırakmayınız. Bir sandalye veya koltuğa kadar götürünüz.
* Yemekte et varsa, kesmekte yardım isteyip istemediğini sorabilirsiniz, yemeklerin yerini ayrıntılı olarak tarif ediniz.
* Yatılı konuk olarak evinize geldiğinde ona tuvaletin, gardırobun, pencerenin, prizin ve elektrik düğmesinin yerlerini gösteriniz. Ayrıca lambaların açık olup olmadığını bilmek isteyebilir. * Eğer arzu ederseniz sizinle körlük hakkında konuşabilir ama bu eski bir hikayedir. Sizin olduğu gibi görmeyeninde ilgi duyduğu birçok konu vardır.

GÖRME ÖZÜRLÜLERİN KULLANDIĞI ÖZEL ARAÇ- GEREÇLER NELERDİR ?

Görme özürlüler günlük yaşamlarında, eğitimleri sırasında ve işyerlerinde özel olarak üretilmiş çeşitli araçlardan yararlanmaktadırlar. Örneğin, rakamları kabartma noktalarla gösterilen saatler, konuşan hesap makineleri, derece tansiyon, kan şekeri ölçen aletler,paraları renkleri sesli olarak belirten cihazlar, fen, matematik, geometri, coğrafya derslerinde kullanılan çeşitli özel araçlar, özel gözlükler, büyüteçler, bilgisayarlar , mutfak aletleri görme özürlülerin yararlandığı araçlardan bazılarıdır. Ancak bu araçların önemli bir kısmı yurt dışından temin edilebilmektedir. Özel yapılmış araçlar sayesinde görme özürlü insanlar bir çok işlerini başkalarına bağımlı olmadan kendi başlarına yapabilmektedirler. Görme özürlü bir kişi özel olarak yapılmış kabartma haritalar sayesinde ülkelerin, şehirlerin, dağların, denizlerin, nehirlerin bulunduğu yerleri ve yönlerini kafasında canlandırabilmekte; geometri çizim araçlarıyla her türlü şekil kavramını algılayabilmekte, konuşan elektronik araçlar yoluyla saatleri bilmek, hesap yapmak, çeşitli şeyleri ölçmek tartmak olanağına kavuşmaktadır.

GÖRMEYENLERDE BİLGİSAYAR KULLANIMI VE İNTERNET

Bilgisayar tüm alanlarda olduğu gibi, görmeyenler sahasında da büyük katkı ve kolaylık sağlayan teknolojik bir gelişmedir. Batıda görme engelliler uzun yıllardır bilgisayar kullanmaktadırlar. Bu cıhazı kullanan bir görmeyen, kendi başına yazılar yazabilmekte, bunları kendi başına okuyup düzelttikten sonra yazıcıdan çıktısını alabilmektedir. Bunun dışında bilgisayardan, telefon yada adres rehperi, kütüphane kitap ve ödünç takibi, sözlük olarak da yararlanabilmektedir. Bunlara ait kayıtları kendisi tutabilmekte ve daha sonra kullanabilmektedir. Böylelikle bilgisayar görme engelliye adeta bir göz olmakta, onun ev ve iş hayatında en büyük yardımcısı haline gelebilmektedir. Bu boyutuyla bilgisayar görmeyen kişinin telefon santralı yada sekreter olarak çalışmasına kolaylık sağlayacağından iş bulma konusunda da ona destek olmaktadır. Görmeyen kullanıcı bilgisayarıyla satranç oynayabilmekte ve hatta gazete bile okuyabilmektedir. Görmez hukukçular ve yazarlar için bilgisayar neredeyse zorunludur. Ayrıca bilgisayar programcılığı, oturduğu yerden yapılan ve tamamıyla zihinsel faaliyete dayanan görme engellilere çok uygun bir meslektir.

GÖRMEYENLERİN İSTİHDAMI

Ülkemizde Çalışabilir yaşta olan görme engellilerin sadece yüzde ikisi istihdam olanağı bulmuş durumdadır. Genel nüfusla karşılaştırıldığında, bu grup çok küçük bir kesimi oluşturmaktadır. Görme engellilerin çok küçük bir kısmının çalışma olanağı bulabilmiş olmasına ilişkin bir çok neden sıralanabilir. Bunlar: eğitim eksikliği, destek ve ekipman eksikliği, görmeyenler tarafındaki kendine güvensizlik ve görme yetisine sahip olanların görmeyen insanlara ilişkin taşıdıkları önyargılardır. Görmeyenler, bu görebilenler için de geçerli, bir cok işi yapabilir hale gelmek için eğitime gereksinim duyarlar. Bazı durumlarda, daha fazla eğitime ihtiyaç duyabilirler ve bu eğitim her bireyin ihtiyacına uygun bir formda olmak durumundadır. orneğin, dökümanların Braille (kabartma yazı) çıktısının alınması ya da dinlenebilir hale getirilmesi gerekebilir. Bazı durumlarda, koşulların görme engellinin ihtiyaçlarina uygun hale getirilmesi için, iş ortamında da değişiklikler yapilabilir. orneğin, ışıktan maksimum verim alabilmek icin görme bozukluğu olan kişinin çalışma masasının yeri değiştirilebilir. Bazı durumlarda, görmeyenler, görebilen iş arkadaşları ile aynı işleri yapabilmek için, özel ekipmanlara ihtiyaç duyabilirler. Bu, kalın uçlu ve koyu yazan bir kalem, bilgisayar ekranındaki bilgiyi Braille alfabesine dönüştüren bir aparat ya da görme engellinin bilgisayar kullanmasını sağlayan yazılım/donanım olabilir. Bir çok görmeyen neler yapabileceklerinin bilincinde olmaktan uzak bir durumda, sahip oldukları yeteneklere güvenmemektedir. Bu güvensizlik başkalarının önyargılarından dolayı oluşmuş ve yine bu önyargılar tarafından tekrar tekrar güçlendirilmektedir. Eğer bir çok insan size bir çok defa bir şeyi yapamayacağınızı yinelerse, bir süre sonra siz de söylenenlere inanma eğilimine girersiniz. Bir çok insan her hangi bir engelli grubuna dahil olan bireylerin gereksinimleri ve yetenekleri konusunda duyarsızdır. Görme yetisine sahip insanlar, görmeyenleri yada görme engelliliği anlamaktan uzaktır. Toplumda görmeyenlerin Çalışamayacakları yada yalnızca enstrüman çalmak, sepet örmek, hafızlık (Kuran'ın ezberlenmesi) gibi, yüzyıl öncesine kadar körler tarafından yapıla gelen işleri yapabilecekleri düşüncesi hakimdir. Geçmişte, görmeyenler, görenlerin onlar için uygun bulduğu bazı işlere kanalize edilmişlerdi. Bunlar, dilencilik dahil çok basit bazı işleri içermekteydi. Günümüzde, görmeyenler, doğru eğitim, destek ve yardım sağlandığında, bir çok işi yapabilmekte. Bir işin görmeyen birey tarafından yapılabilirliği -- bireyin ne kadar gördügü, aldığı eğitim, ekipman ve destek, işin bireyin ihtiyaçlarına göre adapte edilip edilemeyeceği ve söz konusu adam/kadının o işi yapmayı isteyip istemediği gibi -- bir çok etkene bağlıdır. Sonuçta, yaşam sorunlar ve çözümlerini içerir ve bu görebilenler için de geçerlidir.

Bir görmeyenin işindeki başarısını değerlendirirken:

  • Kişinin işi yapmak isteyip istemediği

  • Kişinin iş/görev tanımlarının olup olmadığı

  • Yönetici/takım-arkadaşlarının kör bir iş arkadaşı isteyip istemediği

  • Söz konusu çalışan ile yönetici/iş arkadaşları arasındaki iletişim

  • Kişinin, yanlızca kör olduğu için, kendisi ile ilgili kararların alınması sürecinde dışarda bırakılıp bırakılmadığı

Gibi hususlar sorgulanmalıdır. Bu faktörleri göz önünde bulundurmadan varılacak yargı EKSIK YANLIŞ bir yargı olacaktır. Işler: Aşağıda, görme engellilerin yapabildikleri bazı işlerin listesini bulacaksınız. İşler özellikle körlerin yapamayacağı düşünülen meslekler arasından seçilmiştir. Muhasebeci Aktris Yazar Bisiklet tamircisi Devlet memuru Bilgisayar Programcısı Mühendis Çiftçi Dansçı Disk Jokey Fabrika işçisi Otelci İç dekoratör Gazeteci Avukat Hemşire Santral memuru Ressam Yargıç Pop yıldızı Fotoğrafçı Sekreter Öğretmen Yönetici Doktor Fizyoterapist

GÖZ VE GÖRME

Beş duyu organımızdan biri olan GÖZ ve GÖRME, bildiklerimizin % 80 nini öğrenmemizi sağlayan yoldur. Göz, kafatası içinde 25 cm3 orbita kemik yuvasına yerleşmiş, 7 gr ağırlığında top şeklinde, ön kısmı şeffaf bir küredir. Her gözün yukarı, sağa, sola ve yanlara kontrollü hareketini sağlayan altı kası vardır. Işık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüşmesi, gözün iç arka tabakasında gerçekleşerek, elektrik uyaranı olarak, göz siniri aracılığı ile beynin arka tarafına ulaştırılır. Göz duyusu; ışık, şekil, renk, hareket ve derinlik gibi çok çeşitli özelliklerin toplamıdır.
Görme duyusunun gelişmesi, doğumdan sonra altı yaşına kadar devam eder. Doğumda, iki göz arasındaki denge herhangi bir nedenle bozulmuş ise bir göz, beyin tarafından tercih edilip, diğer göz atıl kapasite ile kullanılır. Düşük kapasite ile kullanılan gözün, görme yeteneği azalır ve göz tembelliği oluşur. Gözün hastalıkları kalıtım ile geçen, mikrobik, çeşitli kazalar ve mekanik birçok nedenlerle ortaya çıkabilir. Ülkemizde aile içi evlilikler, çocukluk çağı körlüklerinde başta gelen sebeptir. Geri kalmış ülkelerde trahom gibi mikrobik ve A vitamini eksikliği gibi beslenme bozukluğu, başlıca körlüklere yol açar. Göz iç ortamının şeffaflığı ve basıncının dengesi korunduğunda göz iyi çalışır. Görmenin mekanizması, aynı bir fotoğraf makinasına benzer. Görüntü göze, mercek ve diyafram sisteminden geçerek girer. Mercek sistemindeki bulanıklık, görmeyi özellikle yaşlılıkta çok azaltır ve buna katarakt denir. Ameliyat ile bulanık olan lens, dışa alınarak göz içine camdan bir mercek yerleştirilir. Gözün iç basıncının artarak görme sinirini tahrip etmesine, glokom denir. Göz içi sıvı miktarını azaltan ve sıvının kontrollü boşalmasını sağlayan ilaç ve ameliyat ile tedavi yapılır. Göz hareketlerinin uyumlu çalışmasında bozukluk, şaşılık olarak fark edilir. Küçük yaşta, erken tedavi edilmesinde fayda vardır.
Göz hastalıkları çok çeşitlidir. Diğer bazı hastalıkların yanında göz hastalığı ortaya çıkması sıktır. Bunlardan en önemlisi, şeker hastalığıdır. Göz içinde, şeker hastalığı sırasında kanamalar meydana gelir. Acil tedavi gerekir. En basit göz rahatsızlığı, kırma kusurudur. Basitçe açıklamak için, uzak görmesi bozuk olanlara miyop, yakın görmesi bozuk olanlara hipermetrop denir. Göz önüne takılan gözlük veya kontak lens mercekleri ile bu kusur düzeltilebilir. Çocuk küçük yaştayken kırma kusuru düzeltilebilirse, her iki gözün görmesi daha iyi olur. Göz sağlığının korunabilmesi için ilk üç yaşta, standart göz muayenesinden geçmek gerekir. Daha sonraları her iki yılda bir muayene uygundur. Kazalar, özellikle trafik, ev, iş ve av kazaları önemli sayıda görme kaybına sebebiyet vermektedir. Sivri uçlu araçlar, oyuncaklar, çocukların arabalarda ön koltukta oturmaları, patlayıcı ve yanıcı maddeler göze çok zararlıdır.
Göze kimyasal herhangi bir madde kaçtığında, hemen acil olarak çeşme suyu ile bol bol yıkanmalıdır. Yıkama işlemi duruma göre, en az 30 dk sürmelidir. Göz organı, vücudun en yoğun sinir hücre yerleşimine sahiptir. Gözün hastalıklarında ağrısı çok olabilir. Kesinlikle göz uzmanı dışında ilaç veya ilkel tedavilerden kaçınılmalıdır. Teknolojik ilerlemeye paralel olarak, ileri optik ve elektronik cihazlarla göz hastalıkları tedavisinde ve görme kaybının rehabilitasyonunda çok başarılı olunmaktadır.

GÖRME ÖZÜRLÜLER KENDİ BAŞLARINA GEZİP DOLAŞABİLİRLER Mİ ?

Düzenli bir çevrede bazı koşulların ve olanakların sağlanması halinde görme özürlülerin de bir yerden bir yere kendi başlarına gidebilmeleri mümkündür. Görme özürlüler kendi başlarına gezip dolaşmak için beyaz renkli, metalden veya plastikten yapılmış bir baston kullanırlar. Bu baston katlanıp çantaya yada cebe konulabilir. Baston kullanarak gezebilmek için özel bir eğitim gerekmektedir. Ancak bazı görme özürlüler herhangi bir eğitim almadan da kendi kendilerine beyaz baston kullanımını öğrenebilmektedirler. Görme özürlü çocuğu olan aileler küçük yaştan itibaren bu çocuklarını baston kullanarak gezip dolaşmaya alıştırmalıdırlar. Okullarda da öğretmenler birinci sınıftan itibaren bu gibi çocukların baston kullanma alışkanlığı kazanmalarını sağlamalıdırlar. Aksi takdirde onlara ileri yaşlarda baston kullanmanın benimsetilmesi zorlaşmaktadır. Baston kullanmadan gezip dolaşmak görme özürlü bir kişi için oldukça tehlikeli kazalara yol açmaktadır.
Bazı gelişmiş ülkelerde görme özürlülerin rahatça gezebilmeleri için özel olarak yetiştirilmiş rehber köpeklerde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulama ülkemizde henüz mevcut değildir.

ÜNİVERSİTEDE OKUYAN GÖRME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİN KARŞILAŞTIĞI PROBLEMLER VE ÇÖZÜM YOLLARI

Üniversite gençliğinin öğrenim yaşantıları boyunca, üniversiteye yerleşirken de bir çok zorlukla karşılaştığı bilinmektedir. Bireyi sosyal olgunluğa hazırlayan gençlik döneminde karşılaşacağı sorunların en aza indirgenmesi büyük önem taşımaktadır. Birey, böylelikle biyolojik ve sosyal gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilecektir. Toplum, üniversite bitirmiş bir bireyden çok şeyler beklemektedir. Belirli bir eğitimle, toplum bilgileri, sanat, dil bilgileriyle donanmış bir gençlik için, gençlik enerjisinin iyi yönlendirilmesi iyi eğitim verilmesi gerekmektedir. İyi bir eğitim verilmiş olarak yetiştirilmiş gençliğin kalkınma sürecine katılımını sağlama amacı, sadece gençlik sorunlarını çözme girişimi olarak değil, aynı zamanda yaşam koşullarını iyileştirme için toplumun öteki gruplarıyla enerji ve çabalarını bütünleştirme girişimi olarak düşünülebilir. Genci yeterliliğe ve mükemmelliğe doğru götürmede becerilerin, büyük önem taşıdığını görmekteyiz. Çünkü becerili bir insan hedeflerini etkili olarak başarmaktadır. Beceriler pratik, bilişsel, sosyal olmak üzere gruplandırılmakta. Burada eğitimin amacı da bu becerileri en üst düzeye çıkarmaktır. Üniversite gençliği arasındaki görme özürlü öğrencilerin biyolojik psiko-sosyal gereksinimleri görenlerden farklı değildir. Bu nedenle eğitim amaçlarında bir farklılık beklenmemelidir. Ancak eğitim ortamlarının görme engelli öğrencilerin özelliklerine uygun olarak hazırlanması gerekmektedir.
Görme engelli üniversite öğrencilerinin çevrelerini genişletmede, yaşantılarını zenginleştirmede, teknoloji ürünü araç gereçlerin akılcı bir biçimde planlanıp uygulamaya konması önemli bir adım olacaktır. Çünkü görme engelli öğrenciler görme gücünün sağlayacağı algılardan yoksun kaldıkları için çevrelerinden dokunma, işitme, koklama gibi duyumları izleme yoluyla elde etmektedirler. Birey bütün yaratma gücü ve yetenekleriyle toplumun bölünmez bir bütünü olduğundan bu gücü, toplum yararına yöneltmek kullanmak ve verimli kılmak görevi de toplumun kurumlarına aittir. Görme engelli yüksek öğrenim gençliğinin var olan gizil güçlerini program dışı etkinliklerle değerlendirmek, onların sosyal becerilerini geliştirmek, üniversite yaşantılarında karşılaşacakları sorunları en aza indirmekte üniversitelere büyük görevler düşmektedir.
Bu yazının amacı ise, genelde görme engelli üniversite öğrencilerinin, özel de ise eğitimlerini sürdüren veya sürdürecek olan görme engelli öğrencilerin karşılaştıkları sorunları ve karşılaşacakları sorunları gözler önüne sermek ve çözüm önerilerini sunmaktır. Görme özürlü öğrencilerin karşılaşmış olduğu sorunları şu şekilde sıralayacak olursak şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır: Dersleri takip etme ve ders çalışma: Derslerin takip edilmesi görme engelli bir öğrenci için oldukça zor olmaktadır. Kaynaştırılmış bir eğitim verilmesine karşın görme engelli öğrencilerin kullanabileceği herhangi bir materyal fakülteler bünyesinde bulunmamaktadır. Bu nedenle ders kitapları görme engelli öğrenci tarafından zamanında okunamamakta ve yeterli bir düzeyde not tutulamamaktadır. Ders anında yapılan konuşmalar görme engelli öğrenci tarafından kasete kaydedilmektedir. Ancak bu kasetlerin dinlenip not çıkarılması oldukça fazla zaman almakta, öğrencinin diğer derslerine ya da sosyal faaliyetlere zaman ayıramamasına neden olmaktadır. Bu nedenle ders kitaplarının braille olarak hazırlatılması gerekmektedir. Günümüzde bu işlem, oldukça kolay bir şekilde yapılmaktadır. Türkiye'de ders kitapları braille olarak, Milli Eğitime bağlı Göreneller İlköğretim Okulu matbaası ve Altı Nokta Körler Eğitim ve Kültür Merkezinde bulunan matbaa tarafından hazırlanabilir. Öncelikle tercih edilmesi gereken sistem, ders kitaplarının ya da notlarının braille hazırlatılmasıdır. Bunun yanı sıra kitap veya notların kasete okutulması sağlanmalıdır. Bunun için de gönüllü öğrencilerden yararlanılabilir. Gönüllü öğrencileri tek bir çatı altında toplamak gerekmektedir. Gönüllü öğrencilerin çalışmalarını iyi organize ederek, görme engelli öğrencilerin mağdur edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle gönüllü öğrencilerin motivasyonunu sürekli kılabilmek için bu öğrencilere okul yönetimlerince burs, yemekhaneden ücretsiz yararlanma gibi yardımların sağlanması yerinde olacaktır. Diğer bir problem ise, doğrudan görme duyusuna hitap eden derslerin, görme engelli öğrenciler tarafından da anlaşılması, ve derse katılımlarının sağlanmasıdır. Örneğin, bir matematik ya da istatistik dersinde görme engelli öğrenciler, gerekli araç ve gerecin olmamasından dolayı ders anında sadece sınıfta oturarak tamamen pasivize olmaktadırlar. Bu sorunu ortadan kaldırmak için ise grafik, tablo gibi şekillerin kabartma olarak hazırlatılması gerekmektedir. Materyallerin anlaşılmasında , kısmen görmesi olan öğrenciler için büyük puntolu olarak verilmesi, büyüteç, büyük ekran kullanılması yerinde olacaktır. Böylece öğrenci derse karşı ilgisiz kalmayacak, verilmek istenen eğitim, yerine ulaşacaktır. Ayrıca öğretim elamanı tarafından tahtaya yazılan yazıların veya şekillerin sesli olarak tekrarlanması öğrencinin derse olan ilgisini artıracak ve dersi daha iyi anlaması sağlanmış olacaktır. Dersleri takip etmede veya ders çalışmada öğrenciye bilgisayar kullanması için gerekli ortamın sağlanması gerekmektedir. Bu konuyu yazının ilerleyen bölümünde Bilgisayar Kullanımı başlıklı bölümde bulacaksınız. Görme engelli öğrencilerin ders ve sınavlara hazırlanmalarında, fakülte bünyesinde bir çalışma odası sağlanmalıdır. Bu oda, görme engelli öğrencilerin ihtiyaçlarına göre donatılmalıdır. Bu oda için gerekli malzemeler; bilgisayar, braille daktilo, kayıt cihazı, braille yazı yazmaya uygun kağıt, matematik ve istatistik işlemlerinde kullanılabilecek araç ve gereçler vb. şeklinde sıralanabilir. Müzik ve yabancı dil bölümünde okuyan görme engelli öğrencilerin dalları ile ilgili kaynaklara ulaşabilmeleri ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla, üniversitelerle, fakültelerin bağlı olduğu rektörlük aracılığıyla ilişkiler kurulmalıdır. Sınavların Hazırlanması ve sınavların yapılması: Sınavlar hazırlanırken ve sınavlar yapılırken, verilen eğitimin ne kadar iyi özümsendiğine bakılmaktadır. Haklı olarak öğretim elemanının, öğrencilerinin verilen eğitimden ne kadar faydalandıklarını sınaması en doğal hakkıdır. Ancak görme engelli öğrenci dönem boyunca dersten yeteri kadar yararlanamadığı için yapılan sınavın sonucunda başarısız olacak yada düşük bir verim elde edecektir. Bu da görme engelli öğrencide motivasyon düşüklüğüne neden olacaktır. Sınavlar hazırlanırken ve değerlendirilirken görme engelli öğrencilerin özel durumları göz önünde bulundurulmalıdır. Sınavlar hazırlanırken şu yollar izlenebilir: 1. Görme engelli öğrenciye sınav soruları braille ya da kasete okunmuş olarak verilmelidir. Az gören görme engelli öğrencilere ise, büyük puntolarla yazılmış sınav soruları verilmelidir. Bu yolla görme engelli öğrenci sınava daha iyi hakim olacak ve sınav sorularını daha iyi anlayacaktır. 2. Öğrenci sınav sorularını tercih edeceği bir yolla yanıtlamalıdır. Bunu da en az sınırlandırılmışlıktan en fazla sınırlandırılmışlığa doğru sıralayacak olursak, sınav sorularını braille olarak yanıtlamak, bilgisayarın yardımıyla yanıtlamak, daktilo kullanmasını bilenlerce yanıtları daktilo ile yazmak, bir öğretim elemanının yardımını almak, sözlü sınava tabi tutulmak. Bu yollarla öğrencinin sınav sorularına olan hakimiyeti ve başarısı artacaktır. 3. Sınavlara girecek olan gözetmenin ilgili derse ait özel sembol ve işaretleri bilmesi gerekmektedir. Örneğin matematik yada istatistik dersine giren gözetmenin bu derslerle ilgili sembolleri bilmemesi görme engelli öğrencinin soruları anlamamasına neden olacaktır. Başka bir örnek vermek gerekirse, yabancı dil sınavlarında görme engelli öğrencilerin ilgili dile hakimi olmayan öğretim elemanınca sınav sorularının okunması, soruları yeterince anlamamasına neden olmaktadır. Bu durumda görme engelli öğrencinin zararına olacaktır. Sınavlarda görevlendirilen gözetmenlerin herhangi bir konuşma bozukluğu olmaması gerekmektedir. Okunan sınavın öğrenci tarafından doğru olarak anlaşılması gerekmektedir. Bu öğrencinin başarısını artıracaktır. 4. Sınavı yapılan öğrencinin sınav yeri, gürültüden arındırılmış olmalıdır. Çünkü öğretim elemanın odasında yapılan sınavlar, çalan bir telefon sesiyle ya da odaya girilmesiyle bölünmektedir. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasına, dolaysıyla başarısız olmasına ya da başarısının düşmesine neden olmaktadır. 5. Görme engelli öğrenciye verilen sınav süresinin tercih edilen yönteme göre, diğer öğrencilere verilen sınav süresinin en az %50'si oranında arttırılması gerekmektedir. Çünkü bir öğretim elemanının yardımı alınarak yapılan sınav oldukça zaman kaybına neden olmaktadır. Öğretim elemanı tarafından okunan soru, görme engelli öğrenci tarafından hemen anlaşılamamaktadır. Bu da ikinci kez okumayı hatta üçüncü kez okumayı beraberinde getirmektedir. Sorunun yanıtlanma aşamasında ise, öğretim elemanının yazış hızı da zaman kaybı konusunda etkili olmaktadır. Bilgisayar Kullanımı: Günümüzde vazgeçilmeyen bir araç olan bilgisayar hayatımızın her aşamasına girmekte. Bu kadar hızla yayılan bilgisayar, henüz fakültelerde öğrenimi yapan görme engelli öğrencilerin hizmetine sunulmamıştır. Boğaziçi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde eğitimini sürdüren görme engelli öğrenciler kısmen de olsa bu olanaklardan yararlanmaktadırlar. Bilgisayar kullanımında, ders kitapları tarayıcı aracılıyla bilgisayara kaydedilmekte ve görme engelli öğrenci bir "ekran okuyucu" programı yardımıyla bu kitapları okuyabilmektedir. İnternet aracılıyla gerekli kaynaklara ulaşabilmektedir. Bu yolla gereksinim duyduğu araştırmaları yapabilmekte, istediği makaleyi okuyabilmektedir. Bilgisayarın ekranını okuyabilmek için özel programlar geliştirilmiş, Türkçe ve İngilizce yazılımlar hazırlanmıştır. Bu ekran okuyucu programların çalışabilmesi için özel bir bilgisayara gereksinim duyulmamaktadır. Mevcut olan bilgisayara eklenecek bazı parçaların yardımıyla bu sorun da ortadan kaldırılabilmektedir. Görme engelli öğrencilerin fakültelerin bünyesinde bulunan bilgisayar laboratuarlarından aktif bir şekilde yararlanabilmeleri için, en az burada bulunan bilgisayarların dörtte birinin uygun bir hale getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kısmen görmesi olan görme engelliler için geliştirilmiş bilgisayar yazılımları bulunmaktadır. Görme engelli kişi bu yazılımlar yardımıyla yazı, grafik, resim gibi materyalleri algılamakta, bu yazılımlar görme engellilerin eğitim sürecine önemli katkılar sağlamaktadır. Kütüphane Kullanımı: Bir kaynağa ulaşmakta kütüphanelerin rolü büyüktür. Teknolojinin hızla ilerlemesine rağmen bütün kaynaklar henüz bilgisayar ortamına geçmemiştir. Ülkemizde bazı kütüphaneler hariç ileri teknoloji kullanılmamaktadır. Bu nedenden dolayı bir görme engelli istediği herhangi bir kaynağa ulaşmakta zorluklarla karşılaşmaktadır. Verilen eğitimin amacı, görme engelli insanın diğer bir insana olan bağımlılığını en aza indirgemek ve o bireyi üretici kılmak olmalıdır. Fakülte kütüphanesinde görme engelli öğrencilere yönelik dökümanların yetersiz olması, kütüphanenin görme engelli öğrenciler tarafından aktif olarak kullanılmamasına neden olmaktadır. Kütüphanenin sağlıklı ve verimli kullanılabilmesi için, dökümanların braille olarak hazırlatılması gerekmektedir. Şimdilik bu dileğim bir hayalden öte gitmese de en azından görme engelli öğrenci kütüphaneye gittiği andan itibaren istediği kaynağa ulaştığı ana kadar bir görevlinin bu öğrenciyle ilgilenmesi gerekmektedir. Bu yolla öğrenci araştırmalarını daha rahat bir şekilde yapabilecektir. Diğer Karşılaşılan problemler: Görme engelli öğrencinin, fakülte binası içinde rahatça dolaşabilmesi için, merdiven başlarına ve koridor başlangıçlarına neresi olduğunu belirten braille levhaların konması gerekmektedir. Fakülte içinde dolaşımı kolaylaştıracak diğer bir durum da şudur: Ders programları hazırlanırken, derslerin dersliklere göre dağıtılması esnasında, özürlü öğrencilerin aldıkları derslerin mümkün olduğu kadar ulaşımı kolay olan dersliklere verilmesi daha yerinde olacaktır. Görme engelli öğrenci, üniversitenin bulunduğu şehire başka bir şehirden gelmişse ya da üniversiteye uzak bir yerde ikamet ediyorsa öğrencinin talebi ile devam ettiği fakülteye yakın olan yurtlara yerleştirilmelidir. Görme özürlü öğrencilerin yemekhaneden rahatça yararlanması için, ulaşımı kolay olan bir masanın görme özürlü öğrencilere ayrılmasında fayda vardır. Önceden yemekhane çalışanları ikaz edilerek, görme özürlü öğrencinin yemekhaneye gelmesi esnasında yemeğinin bulunduğu masaya getirilmesi ya da yemek almasına yardım edilmesi sağlanmalıdır. Bu yazıda tespit edilen sorunların çözülmesi dahi görme özürlü insanların hayatlarını daha kolay bir hale getirecektir. Şüphesiz tespitlerimiz içerisinde eksiklikler olacaktır. Sizlerin de öneri ve katkılarınızı sunmanızı bekliyorum. Üzerinde çalışılmış ve iyi hazırlanmış böyle bir yazının üniversiteler ve özürlülerle ilgili çalışan kurum ve kuruluşlara yol göstermesini ümit ediyorum. Daha aydın bir toplum için bütün insanların, doğumundan ölümüne kadar eğitilmesinin bir zorunluluk olduğunu unutmamamız gerekir...

 

İŞİTME ENGELLiLER iÇiN ÖNERİLER

1. Genel Bakış: İşitme kaybı nedir?


Normal konuşma 60 desibeldedir. (db) 40 - 60 db arası bir kayıp normal konuşmaların anlaşılmasını güçleştirir, veya tamamen işitmeyi engelleyebilir. 80 db kayıp derin işitme kaybıdır.

2. Gözlenemeyen Engellilik diye adlandırılır çünkü handikap sadece iletişim kurulduğunda fark edilebilir, sağırlığın GERÇEK handikabı, konuşma formasyonunun bozulması ve birçok insanın onlarla işaretleşme ile iletişimde (işaret dili veya Manuel Alfabe kullanarak parmakla ) yeterli olmamasıdır. Bazı ebeveynler işaret dilini öğrenmeye uğraşmazlar.

2. Bunun Sonucu:


a. Sağır birinin başkasına nasıl sesleneceğini bilememesinden ve hatta bazen konuşma güçlüğü nedeniyle zeka geriliği olarak yanlış değerlendirilmesi nedeniyle stigmalar gelişir
b. Tam sağır OLMAYAN insanlarda bile duyduklarının ve taklit ettiklerinin bozuk veya yetersiz olması nedeniyle konuşma bozukluğu olabilir.
c. Doğuştan sağır olan birinin sonradan sağır olan birine göre daha az olanağa sahip olduğu için iletişim bozukluğu daha fazla olacaktır.
d. Sağırlık izolasyona neden olur ve sağır bir kişi normal sosyal hayattan çekilmeye eğilimlidir, bununla birlikte, grup halindeki sağır insanların işaret dili daha cesur, daha geniş ve daha anlamlıdır. Daha sosyaldirler. Onların dışa açılmalarına yardım etmek için işaret dilini öğreniniz, bu çok takdir edilecek bir şeydir.

3. Anatomi: Kulak üç (3) parçadır:
a. DIŞ KULAK: Kulak kanalı ve kulak zarının dış kısmı
b. ORTA KULAK: Kulak zarı, iç bölümü, kemik zincir, ostaki borusunun bir ucu. Kemik zincir kulak zarına bağlantısı olan çekiç (malleus), oval pencereyle bağlantılı örs (incus) ve üzengi (stapes) den oluşur.Kulak zarına gelen vibrayon ( titreşim ) bu zincir yoluyla oval pencereye geçer ve iç kulağa girer.
c. İÇ KULAK: Labirent adı verilen birbiriyle bağlantılı çember ve tüplerin oluşturduğu kompleks bir sistemi içerir. Labirent işitme fonksiyonunu sağlayan koklea (salyangoz), dengeyi sağlayan 3 semi-sirküler (yarım daire) kanal ve hem duymada hem de dengede fonksiyonu olan bağlayıcı bir yapı olan vestibulden oluşur.

4. İşitme kaybı tipleri:


a. İLETİ: vibrasyonun iç kulağa iletimi bozuktur ve vakaların yaklaşık %20'sidir.Kulak zarının yapısal hasarları işitme engellerinin çok az bir yüzdesini oluşturur.
b. SENSONÖRAL (sinir sağırlığı) sinir uçlarına hasar veren iç kulak hastalıkları sonucu oluşan işitme kaybıdır. Bu pekçok vakada görülen, en derin işitme kaybıdır.
c. KARIŞIK: ileti ve sensonöral.

5. İşitme yardımları sesin yüksekliğini (perdesini) etkilemez ve senso-nöral işitme kaybını kompanse etmez. Sadece volümü arttırır.Özel bazı sinirlerin kaybı özel bazı (veya bütün) seslerin kaybına neden olur ve bu işitme yardımları ile geri döndürülemez.

6. Dudak Okuma:
a. Eğer bir öğrenci dudak okuyorsa, net konuştuğunuzdan emin olunuz, göz kontağı kurunuz, fakat dudak hareketlerinizi abartmayınız.
b. Konuşma selerinin 1/3'ünden azı görsel olarak algılanabilir, dolayısıyla dudak okuyucularının söylenilen herşeyi anladıklarını varsaymamalısınız. Bu nedenle, konuşmayı desteklemek için görsel yardım gerekebilir.

7. İşaret Dili:
a. Manuel Alfabeyi kullanarak "Parmakla harfleme" öğrenmek için kolaydır ve dalgıçlar için çok faydalıdır, mesela dalış sırasında kullanılan özel tahtalara yazmaya gerek duymadan, su altındayken oradaki yaşam hakkında karşılıklı iletişim sağlayabilmek için bunu öğreniniz. Eğlencelidir ve bütün dalgıçlar için su altında çok faydalıdır. Kullanım için, elinizi kapatıp göğsünüze yaklaştırınız, çenenin altında tutunuz. Avuç içinizi dışarı, okuyucuya doğru tutunuz. Şimdi şunu söylemeye çalışınız: "İspanyol Danscının yumurta vakası." "Egg case of Spanish Dancer".

b. İşaret Dili: Çok farklı tipte işaret dili vardır, ve hatta aynı tip bölgeye göre farklılık gösterebilir. "ASL", Amercan Sign Language ( Amerkan İşaret Dili - AİD ) gerçekte "Signed English" den (İngiliz İşaret Dilinden) farklıdır. ASL sağırlar için sağırlar tarafından oluşturulmuştur ve alıcı için rahatça görülecek şekilde düzenlenmiştir ve işareti yapan için de çok rahattır. ASL mimik dilidir. Özel hareketlerden ve ellerin (avuç içinin kullanımı dahil), kolların, gözlerin, başın hareketleri ve vücut duruş şekillerinden oluşmuştur. Bu mimikler kelimeleri ve dilin ahengini sunar. ASL aynı zamanda görsel bir dildir, insan gözünün işaretçinin hareketlerindeki küçük farkları ayırt edebilme yetisine bağlıdır ve bu avantajını oluşturur.ASL'de akıcılık sağlamak kolay değildir, ve genellikle ebeveynleri sağır olan ailelerde yetişen çocuklarda bu vardır.

8. İşitme bozukluğu olanlar daha az kelime kullanırlar, yeni kelimeleri duyamadıkları için kullanamazlar. Kelimeleri sınırlıdır. Hatta kitapları bile açıklamak gerekir, bu nedenle çak az bir kısmı okumayla ilgilenir. Bazıları hiç okuyamaz. SCUBA eğitimi için öğretmen dili basitleştirmelidir, ve açıklanması gereken kelimelerin listesini yapmalıdır.

9. İşitme bozukluğu olanlar çok iyi gözlemcilerdir ve yaptığınız her şeyi kopyalarlar, hata yapmamaya dikkat ediniz.

10. Acil Planlama: Acil durumlarda olması gerektiği gibi iletişim kurmak ve telefon kullanmak yetisine sahip olamayabilirler.
 

Kaynak: http://www.tedsem.org/

 

Zihinsel Engellilik

Doğumdan önce embriyonun gelişiminde, doğum sırasında veya doğum sonrası gelişim sürecinde; çeşitli nedenlerle merkezi sinir sistemini etkileyerek bellek, motor, sosyal olgunluk gelişim ve fonksiyonlarında kalıcı olarak duraklama, gerileme sonucu yaşıtlarından dörtte bir ya da daha yüksek oranda gerilik oluşturan durum, zihinsel yetersizlik (zeka geriliği) olarak tanımlanmaktadır.

Zihinsel Yetersizliğin Nitelikleri:

* Bir hastalık olarak tanımlanamaz, sürekli bir durumdur.
* Akademik başarısızlıkları yaşıtlarına göre belirgin bir gerilik gösterir, akademik gelişim çok yavaştır.
* Çevrelerine uyumları yaşıtlarına göre geç ve güç olur, yeni ortamlara girmekten hoşlanmazlar.
* Öz bakımlarını yapmada, ince ve kaba motor gelişimlerinde yaşıtlarına göre geridirler.

Zihinsel Yetersiz Çocuklarda Normal Çocuklara Göre Yetersizlik Görülen Alanlar Nelerdir?

* Kendi kendini kontrol etme
* Tuvalet alışkanlığı kazanma
* Temizlik alışkanlığı kazanma
* Öz bakımını yapma
* İnce ve kaba motor gelişimi
* Konuşma gelişimi ( Telaffuz, sözcükleri yerinde kullanma, cümle kurma ve anlatılanı anlama)
* Duygusal gelişim (Bulunulan ortama uygun duygusal tepki göstermede yetersizlik)

Zihinsel Yetersizliği Oluşturan Nedenler:

1- Kalıtsal Etkenlere Bağlı Nedenler
Anne ve/ veya baba da zekada doğuştan olan bir zeka yetersizliği varsa Mendel Kanunları'na göre bu durum çocukta zihinsel yetersizlik için bir neden olması için yeterli bir neden olarak görülmektedir. Kalıtsal kökenli metabolizma bozuklukları, içsalgı bezlerinin bozuklukları, hastalıklar ve anomaliler zeka geriliğine neden olabilmektedir

2- Organik Etkenlere Bağlı Nedenler
Merkezi Sinir Sistemi (MSS) patolojisinde, kesin olarak kalıtsal olmadığı ortaya konmuş etkenler organik kökenli olarak değerlendirilir. Zihin gelişimini engelleyen, durduran MSS yıkımı doğum öncesi, doğum sırasında veya doğum sonrasında olabilir.

a) Vücut Biyokimyasında veya Metabolizmasındaki Bozukluklara Bağlı Nedenler: Beslenme, iklim koşulları ve bilinmeyen nedenlerin etkileri ile vücut biyokimyasında ve metabolizmasında bozukluklar olmaktadır. Bu bozukluklar birçok özür yanında, MSS' ni etkilemeye bağlı olarak her derecede zeka geriliğine neden olabilmektedir.

b) Bulaşıcı ve Ateşli Hastalıklara Bağlı Nedenler; Hamileliği sırasında annenin ya da daha sonra çocuğun geçirdiği ateşli ve bulaşıcı hastalıkların şiddet ve etkileme derecesi ile orantılı olarak MSS'ni etkilediği ortaya çıkmıştır. Alman Kızamığı, Çocuk Felci (Polio) Tüberküloz, Frengi, Menejit, şiddetli nezle, yüksek ateşli grip , Çicek, Su çiceği,Kızamık...

c) Annenin Hamilelik Dönemi Yaşantısı; Annenin hamileliğinin ilk gününden itibaren bebeğin sağlığını düşünerek yaşamını düzenlemesi gerekir. Hamilelik döneminde kullanılan ilaçlar, çocuğu düşürme girişimleri, yaşanan bedeni ve psikolojik travmalar, anne ve babanın aşırı alkol alımı, madde kullanımı, annenin yetersiz ve dengesiz beslenmesi, annenin çalışma koşullarının uygun olmaması, dinlenmenin yeteri kadar yapılmaması, kansızlık,toxoplazma bebeğin sağlığı üzerinde etkilidir.

d) Erken Doğumlar; Erken doğumun nedeni ne olursa olsun, çocuğun solunum organlarının tam olgunlaşmadan hava ile temasa geçmesi bazı sorunların yaşanmasına ve kalıcı zararların oluşmasına neden olmaktadır.

Erken Doğum Nedenleri :

* Annenin yaşadığı psikolojik travmalar
* Annenin geçirdiği kaza, travma ve yaptığı ağır işler
* Zorunluluk nedeniyle bebeğin normalden önce sezeryanla alınması
* Annenin gebeliğin son devresinde geçirdiği ciddi bir hastalık

e) Geç Doğumlar; Geç doğum nedeniyle normal zamanda yeterince alınamayan oksijen, beyinde yoksunluğun yarattığı zarara bağlı yıkım yapar.

f) Güç Doğumlar; Annenin biyolojik yapısının uygun olmaması,, doğuma psikolojik olarak hazırlanılmamış olunması, bebeğin anne karnındaki duruşu vs. gibi nedenlerle güç doğumlar olmaktadır.

g) Travmalar, Kazalar; Doğum öncesinde anne karnında uğranılan travmalar, doğum sırasında geçirilen travmalar ve kazalar çocuğun MSS'n de hasar oluşturabilir. Bu yaşanılan travmanın şiddeti ile orantılı olarak çocukta geriliğe neden olur.

h) Çocuğun Doğum Sonrasında Geçirdiği Ateşli Ve Bulaşıcı Hastalıklar; Çocuğun geçirdiği çocukluk dönemi hastalıkları çok yüksek ve uzun süreli ateşli olduğunda MSS zarar görürür.
3- Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Etkenlere Bağlı Nedenler
Zihinsel yetersizlik nedenlerine baktığımızda çocuğun daha doğmadan önceki sosyal ve kültürel çevresinin onun sağlığı ile ne derece ilişkili olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.
Anne ve babanın bilgili olması, bilgilendirilmesi, bilgi almaya açık olması, annenin sağlıklı olması için uygun koşullara sahip olması, beslenmesine özen göstermesi, sağlıklı ve düzenli bir gebelik takibinin yapılması, doğumun uygun koşullarda yapılması, çocuğun doğum sonrası bakım koşullarının uygunluğu, sağlık kontrolleri, gelebilecek zararlardan korunması sosyal, kültürel ve ekonomik koşullara bağlıdır. Bu koşulların uygun olması zihinsel ve bedensel sağlığın korunması, sağlıklı bir gelişim için gereklidir.


Sosyal Hizmet Uzmanı ve Zihinsel Engelli

 ...Özellikle zihinsel engelliler ile mesleki ilişkide “uzman” çok ön plandadır. Zihinsel engelli,iletişimi ihtiyaçları yönünde geliştiremez ve kendi isteklerini anlamlı ifade edemez. Bu durumda “müracaatçının” (uzmana başvuran kişi), kendi kaderini tayin etme hakkını yaşaması söz konusu olamamaktadır. Zihinsel engelliler ile çalışmada sosyal hizmet uzmanı ve aile, engellinin yaşamında çok önemli yer tutar. Zihinsel engelliler diğer engel gruplarından daha farklı olarak, bir başkasına fiziksel, duygusal ve düşünsel bağımlılık yaşamaktadır. Bir başkası olmadan yaşamını güvenli ve sağlıklı sürdürmesi mümkün değildir. Bu nedenle zihinsel engelliler ile yapılan çalışmalarda toplum, aile ve meslek grupları onların yararını en üst düzeyde tutmak durumundadır.

... “Sosyal hizmet uygulaması” sırasında iletişimin bir parçası olan ve temel odak olan “zihinsel engelli kimdir” sorusunun yanıtı çok kolay verilememektedir. Zihinsel engellilik, zeka yaşı bölümlerine göre birbirinden ayrılmaya çalışılan bir gruptur. Bir kişinin “geri” olmasını yani farklı olmasını sadece zeka yaşı bölümü ile anlamak kolay değildir. Zeka, tek başına anlama ve algılamada “gerilik” ya da “normallik” ile ifade edilemeyecek çok karmaşık bir süreçtir. Zihinsel engelli olanların aile, çevre ile ilişkileri, zeka yaşı bölümleri, kendi kurdukları dünyaları, etkilendikleri olaylar, algıları, korkuları, sevinçleri birbirinden çok farklı olması nedeniyle tek bir tipte zihinsel engelden yada engelli birey tipinden bahsetmek çok güçtür. Eğitsel amaçla çocukların “eğitilebilir”, “öğretilebilir” olduğu ayrımı çok zor olmasına karşın yapılmaktadır.

Genel Özellikleri:

   Zihinsel engelli, her zaman için “zeka yaşının” gösterdiği yaşta olmak zorunda kalan bir bireydir. Ancak büyür, anlar, bazen unutur, bazen de hiç unutmaz. Hassastır, duyarlıdır, kendisine nasıl yaklaşılırsa o da öyle davranır.

   Zihinsel engellinin her şeyi öğrenmesi her zaman mümkün değildir. Zihinsel engellinin öğrenmesi gereken, kendi başına yaşamını sürdürebilmesine yetecek bilgiler olmalıdır. Dikkatleri kısa sürelidir ve aynı zamanda dağınıktır. Aslında bu durum aileden kaynaklanan bir güdüleme eksikliği ile de açıklanabilir. Aileler, günlük yaşam mücadelesi içinde zihinsel engelli çocuklarına özen ve dikkat gösteremezler ve çocuğun gelişimi ilgisizlik nedeniyle aksar.

   Zihinsel engelli çocuğun belleği zayıftır. Kısa süreli bellekteki bilgileri uzun süreli belleğe aktarmada çeşitli güçlükleri vardır. Akademik başarıları yavaştır. Okula giden zihinsel engelli çocuk, normal zekaya sahip bir çocuğun bir yılda tamamladığı süreci tamamlayamaz. Zihinsel engelli çocuğun dil gelişimi de yavaştır. Kendini tam olarak ifade edemez. Fiziksel olarak bazı devinimsel hareketler yaparlar.

   Eğitilebilir zeka düzeyinde olanlar, kendi günlük bakımlarını gerçekleştirebilirler ve bağımsız yaşama hazırlanabilirler. Ancak bu bağımsız yaşam ve çalışma hayatları mutlaka korumalı olmak durumundadır.Ancak, zihinsel engelli olan bireylerin ihtiyaçları diğerlerinden farklı değildir. Temel yaşam ihtiyaçları, sevgi, bağlanma ve ait olma ihtiyacı, kendini gerçekleştirme ihtiyacı, sevme ve sevilme ihtiyacı, evlilik ve neslini devam ettirme ihtiyacı söz konusudur. Sosyal hizmet uzmanı, onların temel insan haklarını göz önünde bulundurur ve bu ihtiyaçlarının karşılanmasını temel hedef olarak belirler. Sosyal devlet anlayışı ve eşitlik çerçevesinde sosyal hizmet uygulamalarına bakıldığında “müracaatçının” kendi kaderinin kendisinin belirlemesi çok önemlidir. Ancak zihinsel engellilerin hakları ve ihtiyaçlarını kendi başlarına savunabilmeleri mümkün olmamaktadır. Bu durumda sosyal hizmet uzmanı, zihinsel engellilerin sadece ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil, aynı zamanda onların toplumda yetenekleri ölçüsünde yer almaları ve toplum kaynaklarında da ihtiyaçları kadar yararlanabilmeleri için savunuculuk rollerini yerine getirmelidir. Sosyal hizmet uzmanı, sadece engellilerin değil ailelerin de savunuculuğunu yapmak durumundadır. Zihinsel engelliler dışında kalan bütün engel grupları kendi kararlarını kendileri verebilir ve haklarını savunabilirken zihinsel engelliler için aileleri ve sosyal hizmet uzmanları bu görevi üstlenmek durumundadır. Zihinsel engelli, ailesi ve sosyal hizmet uzmanı arasındaki ilişki, etkileşim çok önemlidir ve sürekli geliştirilmesi gereken bir alandır.

Zihinsel Engelli ve Oyun

Oyunun çocuğun gelişimine etkileri şu şekilde genel olarak ele alınabilir(Erkan,1999).

   Oyun çocuğun fiziksel gelişimini, zihinsel işlevlerini olumlu olarak etkiler. Çocuktaki bastırılmış duygusal enerjinin, ihtiyaç ve arzuların ortaya çıkmasına yol açar. Çocuk, oyun ile sosyal kuralları, ahlaki standartları, uygun cinsiyet rollerini öğrenir. Çocuğun öğrenmesi oyun ile çok kolaylaştırılmış olur ve çocuğun yaratıcılığı gelişir ve artar. Oyunda aldığı roller aracılığı ile içgörü kazanır ve arzu edilen kişilik özelliklerinin gelişimi sağlanır.

   Çocuklar oynayarak büyürler. Oynayarak fiziksel, sosyal, kültürel bir olgunluğa erişirler. Zihinsel engellilerin yaşamında da oyunların yeri önemlidir. Zihinsel engelliler ile iletişimde kullanılacak olan oyunun türünü ve nasıl oynanacağını çocuğun durumu belirler.

   Zihinsel engelliler, çoğunlukla kendilerinden yaşça küçük çocukların oyunlarını oynarlar çünkü onların zeka yaşları, ihtiyaç ve ilgileri o yaş özelliğini göstermektedir. Sosyal hizmet uzmanının zihinsel engelli ile kuracağı iletişim ve etkileşimde çocuk psikolojisinden yararlanması önemlidir.

Zihinsel engelliler için oyunun önemi şu şekilde ele alınabilir(Dörger,2001).

1. Oyun, zihinsel engellinin bedensel gelişimine katkıda bulunur. Engelli çocuğun bedensel yetkinlikleri artar, kemik ve kasların büyümesi sağlanır. Kasların gelişmesi bedensel gelişmeyi, bedensel gelişme ise sinir sisteminin gelişimini ve motor gelişimini etkiler. Bedensel ve zihinsel gelişme ve kontrol birbiri ile uyumludur.

2. Oyun ile zihinsel engelli, kendi bedenini ve diğer bedenleri fark eder. Zihinsel engellinin bedenine genellikle dokunma azdır. Çünkü kullandıkları ilaçlar, vücut yaraları ve düzenli kendi temizliklerini yapamadıkları için vücut kokuları vardır. Zihinsel engellinin bedeni fazla kilo ya da belirli kaslarını çalıştırmadıkları için bazı farklılıklara sahiptir. Bedeni ile yaptıkları uyuşmaz. Yetişkin bir zihinsel engelli üç yaşında gibi davranabilir. Bu nedenle dışarıdaki kişi dokunmaya çekinir. Ayrıca bedene dokunma zihinsel engellinin aynı şekilde cevap vereceği için engelli tarafından istismara uğrama ya da engellinin geçmişte yaşadığı bir istismar davranışını anımsayarak farklı tepki göstermesi durumuna yol açabilir. Aslında zihinsel engelli hem kendisine dokunulmasını hem de başkalarına dokunmak ister. Ancak başkalarına dokunduğunda cezalandırılır. Zihinsel engelliler ile az fiziksel temas kurulduğu için kendi davranışlarını da ayarlayamaz. Aynı şekilde kendisine yönelik istismar davranışlarını da her zaman ayırt edemez.

3. Zihinsel engellinin kendi bedenini benimsemesi giysileri ile yakından ilgilidir. Özbakım becerileri gelişmediği için giysilerini temiz tutamaz ve aileler sıklıkla temizliklerini yapmadan bekletirler. Aynı zamanda zihinsel engelli çocukların yeni giysi ve beden yaşlarına uygun giysilerin önemi fark etmeyeceğini düşünen aileler onlara küçük, daralmış, eski giysileri giydirirler. Aslında zihinsel engelli zeka yaşının müsait olduğu şekilde yeniyi, güzeli ve kendisine yakışan giysiyi bilir ve böyle giyindiğinde mutlu olur. Diğer kişilerin kendisine yaklaşmadığının da farkındadır.

4. Zihinsel engelliler kendi bedenlerini tanımazlar. Bu konuda duyarlılık için oyun gereklidir. Kendi bedenlerini merak ettikleri kronolojik yaşları ise oldukça ilerlemiştir. Bu durumda kendi bedenini keşfetmeye çalışan “büyümüş bir bedendeki küçük çocuk” ailesi ve çevresi tarafından cezalandırılır. Aslında o anda kendi bedenini keşfeden 3-4 yaş çocuğudur. Ancak aile ve çevre onun gelişiminden haberdar olmadığı için ceza verme davranışına yönelirler. Zihinsel engelliler ile çalışırken onların kendi bedenlerini tanımalarına fırsat verilmesi gerekir.

5. Zihinsel engelliler çevrelerinden çok kendileri ile alışveriş içindedirler. Çevreleri ile işbirliği ve alışverişlerini geliştirecekleri oyunları oynamaları ve paylaşmaları onların yeni kuralları öğrenmelerine yol açacaktır. Böylece daha sosyal davranabileceklerdir.

6. Zihinsel engellilerin güven duygularının gelişmesi önemlidir. Bu güven duygusu, hem kendilerine hem de çevreye yönelik olarak geliştirilmek zorundadır. Bunun için de zihinsel engellinin yapabileceğinden fazlası istenmeden onların kendilerini gerçekleştirebileceklerini görmelerini sağlayacak oyunlar düzenlenmelidir.

7. Oyun oynayan zihinsel engelli empati geliştirme fırsatı bulur. Çünkü oyunu tek başına oynamaz ve üstlendiği rol ile ilgili olarak annesi, babası, arkadaşı ve diğerleri ile ilgili olarak onları anlamaya yönelir. Bu davranışını tam bilinçli bir şekilde anlamasa bile yeni davranış kalıbı öğrenmiştir ve onu uygulamaya başlar.

8. Oyun ile zihinsel engellilerin davranışsal yetkinlikleri ve bilişsel becerileri artar. Oyun ve oyunda kullanılan malzemeler engellinin yaşamına bir yenilik getirir. Bu yenilikler beden hareketlerine, bilişsel becerilerine mutlaka yansıyacaktır. Bir kedi gibi davranmakla ilgili oyunda kediyi tanır ve kedinin davranışları ile kendi davranışlarının farklı olduğunu görür. Kedinin çıkardığı sesi, dört ayak üzerinde yürümesini bilişsel olarak öğrenmiştir.

   Yukarıda görüldüğü gibi oyun ve iletişim sosyal hizmet uzmanı ve zihinsel engelli arasındaki iletişim ve zihinsel engellinin psiko-sosyal ve fiziksel gelişimi için çok önemli rol oynamaktadır.Zihinsel engelliler ile yapılan çalışmalarda kullanılacak olan iletişimin çoğunlukla oyun aracılığı ile olmasına dikkat edilmelidir. Sosyal hizmet uzmanları oyun ile iletişim konusunda kendilerini daha yetkinleştirecek çabalar içinde bulunmalıdır.

   Zihinsel engellilerin ailelerinin engelli ile iletişimleri konusunda oyunu kullanmaları yönünde eğitilmeleri gereklidir. Bu konuda sosyal hizmet uzmanları tarafından ailelere danışmanlık hizmeti verilmelidir. Çünkü aileler çocukları ile oyun oynamayı her zaman gerçekleştiremezler.

Bu yazı, Yrd. Doç. Dr. Nilgün Küçükkaraca'nın “www.sosyalhizmetuzmani.org” sitesindeki “Zihinsel Engellilik ve İletişim” başlıklı yazısından derlenmiştir.


Zeka Sorunları

   Çocukların zeka ve mental kapasiteleri, doğumdan itibaren belli bir yaşa kadar devamlı gelişme sürecindedir. Çocuklarda meydana gelen mental motor gelişim geriliğinin bir çok nedeni olduğu gibi en başta gelen nedeni Merkezi Sinir Sistemini etkileyen hastalıklar, travmalar ve doğum komplikasyonlarıdır.

   Çocukta belli bir mental kapasite olsa bile çocuğun büyüme gelişme döneminde yetersiz sitimulasyona maruz kalması ve gerekli eğitim-öğretimin tam olrak verilememesi, çocuğun zihinsel gelişimini sağlayacak ortamın hazırlanamaması, değişik sitres etkenlerinin anne babayı ve aileyi etkilemesi, çocuğa ilginin az olması, nedeni ile de suni bir mental motor gelişim geriliği veya var olan kapasitenin gelişmemesi olabilmektedir.

   Çocukların zeka problemlerinin farkına varılması önemlidir. Belli bir hayat aşamasında aile ve toplumun beklentileri de bu mental kapasiteye göre olmalıdır. Zeka probleminin farkına varılması eğer başka nedenler yok ise çocuğun yaşına uygun gelişimine ve sosyal konumuna ulaşmaması veya kendi kendine tam olrak yetmemesi ile gözlenebilir.

   Zeka geriliği tanımı,genel psiko-sosyal işlevselliğin yaşına uygun beklenen durumun önemli derecede altında olması ile beraber,insanlararası iletişim, kendine bakım, ev yaşamı, toplumsal ve kişilerarası becerilerde, kendi kendini yönetip yönlendirme, toplumsal ve kişiye sunulan olanaklardan yaralanma becerilerinin bazılarında yetersizlik görülmesidir.

   Çocukta zeka problemi olmadığı halde, yaşına uygun zeka kapasitesini ortaya koyamamasının bir nedeni de çocukta olabilecek psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bu rahatsızlıklar içinde çocukluk çağı depresyonları, uyum güçlükleri,dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu özel öğrenme güçlüklerinden sayılabilir. Bu tür hastalıklarda çocukta suni olrak mental motor gelişim geriliği görülebilmektedir. Bu durumda neden olan durum ortadan kaldırıldığnda zeka kapasitesinin belli bir ölçüde tekrar ortaya çıktığı gözlenmektedir.

   Zeka testleri ( IQ ) ile çocukların zeka düzeyi hesap edilebilir. IQ düzeyi 0-25 arası çok ağır zeka geriliği, 25-40 arası ağır zeka geriliği, 40-55 arası orta zeka geriliği, 55-70 arası ise hafif zeka geriliği olarak belirlenmektedir. Zeka testleri sonucuna göre zamanında yapılacak eğitim ile çocukların mevcut kapasiteleri arttırılabilir. Zeka gerilikleri hafiften şiddetliye göre sıralanabilir. Toplumda görülen zeka gerilikleri içinde, çok ağır zeka geriliği toplam zeka geriliğinin ortalama % 1 kadarını, ağır zeka geriliği % 4 kadarını orta derecede zeka geriliği % 10, hafif derecede zeka geriliği ise % 85 kadarını oluşturur. Yani toplumda görülen zeka geriliklerinin büyük kısmını hafif derecede zeka geriliği oluşturmaktadır.

   Zeka problemi olan çocukların bu problemlerinin tedavisi mevcut kapasitenin kullanılmasına yönelik gerekli özel eğitim hizmetlerinin verilmesidir. Çocuğun kendi kendine bakabilmesi ve yetersiz kaldığı noktalarda gerekli becerilerin eğitim ile sağlanması ve ailelere yönelik eğitim çalışmaları bunun için gereklilik göstermektedir.

Zeka problemi olan çocukların ailelerine sosyo-ekonımik desteğin sağlanması çok önemli bir noktadır.Ailenin bu durumda çocuğun bakım ve eğitimi konusunda çabaları olumlu yönde desteklenmelidir. Bu çocuklara zamanında müdahale önemlidir. Bu nedenle mevcut eğitim öğretim sisteminde bu çocuklara daha fazla imkan tanınması önemlidir. Gelişimim çok hızlı olduğu çocukluk çağında gerekli müdahaleler çok rahat bir şekilde çocukların eğitim ve öğretimi belli bir seviyeye getirebilme imkanı varken, en değerli yıllar bazı eksikliklerden dolayı boşa geçmektedir. Bu konuda özel ekip ve proföyenel yaklaşımlara ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Ailenin ve toplumun bilinçlenmesi giderek daha önem kazanmaktadır.

Katkılarından dolayı, Özel Eğitim Öğretmeni Sayın M. Akif AKINCI Bey'e Teşekkür Ederiz.


Öğrenme Güçlüğü

   Çocuklarda öğrenme güçlüğü bazı alanlarda çocuğun zeka düzeyinin çok altında başarı göstermesi ile belli olur. Bu alanlar matematik öğrenme güçlüğü, yazılı anlatım güçlüğü şeklinde özetlenebilir.

   Özel öğrenme güçlüklerinin görünümü çocuğun zeka seviyesi normal olmasına rağmen yukarıda bahsedilen alanlarda gerekli performansı başka bir psikiyatrik veya organik bir neden olmadan gösterememesidir.

   Özel öğrenme güçlüklerinin tanısı klinik görünüm ve yapılan testlerle belli olmaktadır. Özel öğrenme güçlüğünün ayırıcı tanısında okullardaki normal olarak gelişen sapmalar, eğitim ve öğretimde fırsat eksikliği, çocuğa verilen yetersiz öğrenim durumu göz önüne alınmalıdır. Ayrıca görme ve işitme veya duyu bozukluklarında, zeka problemi olan çocuklarda, yaygın gelişimsel geriliği olan çocuklarda görülen o bozukluğa bağlı öğrenme güçlüğünden bu mevcut durum ayırt edilmelidir.

   Okuma bozukluğunda çocuğun zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında çocuğun ondan beklenen seviyenin önemli derecede altında okuma becerisi göstermesidir.

   Okuma bozukluğu olan çocuklarda seseli okumada çarpıklıklar, yanlış sözcük kullanma ve sözcük atlamaları olur. Okuma bozukluğu yüksek IQ ile beraberse erken tanı ve tedavi ile iyi olmaktadır.

   Matematik ve yazılı anlatım bozukluğunda da okuma bozukluğunda olduğu gibi IQ seviyesi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında önemli derecede yetersizlik görülür. Bu durum çocuğun okul performansını ders başarısını önemli ölçüde etkiler. Aileler normalde çocuklarının zeka düzeyine baktıklarında belli bir başarı beklemelerine karşın çocuklardan yukarıda bahsedilen alanlarda önemli derecede sıkıntı olmaktadır. Bu durumda çocuğun kendi özgüveni bozulmakta, aile ile ilişkilerde sorun yaşanmaktadır.

   Özel öğrenme güçlüklerine başka psikiyatrik durumlarda eşlik edebilir. Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bir arada olabilir.Tedavide özel öğrenme güçlüğüne yönelik eğitimin verilmesi ile tedavi gerçekleşebilir. Ancak bu durumun tedavisi uzun bir süre almakta bazı problemler yaşam boyu sürebilmektedir.

Katkılarından dolayı, Özel Eğitim Öğretmeni Sayın M. Akif AKINCI Bey'e Teşekkür Ederiz.


Zihinsel Engelli Çocuğun Psikolojisi

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARIN ZİHİN ÖZELLİKLERİ;

Akademik kavramları geç,güç ve sinirli öğrenirler

Dikkat süreleri kısa ve dağınıktır

İlgileri kısa sürelidir

Soyut terim tanım ve kavramları çok geç ve güç anlar ve kavrarlar

Zaman kavramı çok geç ve güç gelişir

Konuşmaya geç başlarlar

Genelleme yapamazlar

Kazandıkları bilgileri transfer edemezler

Yeni durumlara uymada çok zorluk çekerler

Kolayca yorulurlar sebatsızdırlar

Kendilerinden küçüklerle ilişki kurmayı ve oynamayı tercih ederler

Gördükleri duydukları ve öğrendiklerini çabuk unuturlar

Yakın zamanla ilgilenirler,uzak gelecekle ilgilenmezler

Algıları kavramları ve tepkileri basittir

Duygu ve düşüncelerini açık ve bağımsız olarak ifade edemezler

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARIN SOSYAL ÖZELLİKLERİ;

Kendilerinden yasça küçüklerle sosyal ilişki kurarlar

Yakın dostlukları uzun süre devam ettiremezler

Sosyal ilişkilerinde gurup içinde daima tabi olmayı tercih ederler

Oyun ve toplum kurallarına uymakta güçlük çekerler

Genellikle fiziki görünüşlerde giyim ve kuşamlarında farklılık gösterirler

Nezaket ve görgü kurallarına uymada gerilik gösterirler

Sosyal bakımdan uygunsuz birçok davranışları vardır

Sosyal faaliyetlere karşı ilgileri azdır

Sosyal ilişkilerde bencildirler

Sosyal ilişkilerde kendilerini gurupta kabul ettirecek becerileri azdır

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ;

Kendilerine güvenemezler

Belli bir amaca ulaşmak için çaba sarf etmezler

Sebatsızdırlar kolayca cesaretleri kırılır

Geç ve güç dostluk kurarlar

Sorumluluk almaktan kaçınırlar

Birlikte bulundukları kişilerin duygu ve düşüncelerine ilgi ve saygı duymazlar

Kendi kendilerine bir işe başlama ve sürdürme arzusu duymazlar

Duygu ve düşüncelerini ifade etmede birçok duygusal bozukluk gösterirler

Katkılarından dolayı, Özel Eğitim Öğretmeni Sayın M. Akif AKINCI Bey'e Teşekkür Ederiz.


Türkiye'de Zihinsel Engellilerin Eğitiminde Tarihi Süreç

   Türkiye'de ilk kez Milli Eğitim Bakanlığı 1960'lı yıllarda ilk okullar bünyesi içerisinde öğretilebilir çocuklar için özel sınıflar açmıştır. 1985'de 517 adet özel sınıf, 6851 öğretilebilir çocuğun eğitim göreceği kapasiteye ulaşmıştı. O yıllara kadar zeka düzeyi (IQ) 50'nin altında ki özürlülük derecesi tıp sorunu kabul edildiği için eğitim programı dışında bırakılmıştı. Türkiye'de ağır zihinsel engelli çocuklar için eğitim metodları geliştirilmemiş ve hem de eğitimle ilgili kurum ve kuruluşlar oluşturulmamıştı.

   Zeka düzeyi (IQ) 50'nin altında öğretilebilir çocukların eğitimi, 1970'de (o zaman ki adı Geri Zekalı Çocukları Koruma Derneği olan) Öğretilebilir Çocukları Koruma Derneği'nin Ankara Sağlık Sokak'taki kiralık binasının bir odasında dört öğrenci ile başladı. Uygulanan eğitim programının amacı, zeka düzeyi 50'nin altında öğretilebilir çocukların da kendi kendine yetebilir, ve eğitim alabilir duruma getirilebileceğini kanıtlamaktı. 5-10 yaş grubu arasında öğretilebilir çocukların eğitimi, kısa sürede olumlu sonuç vererek ailelerde talep artışı yarattı ve eğitim kapasitesi aşağıda belirtildiği gibi hızlı bir artış gösterdi:

1970

1

4

1971

2

24

1972

3

33

1973

3

45

1974

3

46

1975

-

-

1976

5

55

1977

5

58

1978

6

60

1979

7

70

1980

7

70

1981

7

70

1982

12

96

1983

12

96

1984

12

140

1985

16

152

 

   Milli Eğitim Bakanlığının 1990'da zeka düzeyi 50'nin altındaki öğretilebilir çocukları da programa dahil etmesi, bu yönde devletin ve gönüllü kuruluşların ilgi alanının genişlemesine katkıda bulundu.

Bu yazı, “www.ada.net.tr/zycvakfi” adresindeki ilgili yazıdan alıntı yapılmıştır.

 

 

Copyright © Her Hakkı Saklıdır. www.federegli.org